Hükümet yine çalışanlardan çalma peşinde!

Halkın çoğunluğunu oluşturan çalışan kesimin tüm beklentilerine rağmen, Asgari Ücret Tespit Komisyonu henüz zahmet edip binlerce insanın geçim kaynağı olan asgari ücreti belirleyememiştir. Ülkedeki tüm gelir vergisi dilimleri 1 Ocak itibarı ile geçerli asgari ücrete göre belirlenmektedir. Hükümet eğer asgari ücreti 1 Ocak 2020 tarihinden geçerli saymazsa tüm maaşlı çalışanların vergi muafiyeti eski asgari ücretten hesaplanacaktır. Daha bir kaç ay önce çalışanların hayat pahalılığı hakkını kesmek için uğraşırken mahkeme duvarına çarpan UBP-HP Hükümeti, simdi başka hileler kullanarak, zenginden toplayamadıkları vergiyi emekçinin sırtına yüklemenin planlarını yapmaktadır. Hükümete soruyoruz: Emek hırsızlığı ve emekçi düşmanlığından ne zaman vazgeçeceksiniz?

Duyuru kategorisine gönderildi

UBP-HP Hükümeti’nin Ekonomik Başarısı : ZAMLAR!

Hükümete gelene kadar “Ben ekonomiden iyi anlarım, KKTC kalkındıracağım” diyen politikacılar, bugün bir kalkındırma yöntemi olarak ZAMları benimsemiş! Üstelik ZAM savunur duruma gelmiştirler. Yapılan son ZAMlarla Hükümetimiz ekonomi alanında ne kadar başarılı olduğunu halkımıza yeniden hatırlatmıştır. Güçlü bir KKTC ekonomisi için, UBP-HP Yönetimi’nin yegane planının ZAM yapmak olduğu anlaşılmaktadır. Hükümetimiz, emeği ile geçinmek zorunda olan kesimin kanını emmeye devam ederken bir yandan da halktan toplanan vergilerle üniversite ve gazino kartellerine teşvikler dağıtarak her gün zengini daha da zengin etmeye çalışmaktadır. Mevcut yönetim anlayışından belli olduğu üzere bu Hükümet çalışanın derdinden anlayabilecek bir kabiliyete sahip değildir. Dolayısı ile önümüzdeki seçim sürecinde de çalışanlardan oy istememesi gerekmektedir. Halkımıza çağrımızdır; Seçim yakındır! Tepkinizi sandıkta da göstermeyi unutmayınız. Nasıl olsa seçimlerden sonra elektrik ve benzin ZAMmı kapıdadır.

Duyuru kategorisine gönderildi

Hükümet, Vergi Kaçıranları Görmezden Geliyor!

Her sene yeni bir bahane ile çalışanların hayat pahalılığına göz diken önceki Hükümetler gibi, mevcut UBP-HP Hükümeti de sermaye yandaşı bir tavırla kendilerinden bekleneni ortaya koyarak çalışanların alacaklarına göz dikmiştir. Bayındırlık ve Ulaştıma Bakanı Tolga Atakan’ın da itiraf ettiği üzere devletimiz vergi toplamaktan aciz, öncelikleri yeme, içme ve gezme olan, har vurup harman savuran bir yönetici şürekasına sahiptir. Hal böyleyken devlet bütçesinin toparlanması zaten pembe bir hayalden ibarettir. Halkımızın öncelikli beklentisi olan yol, sağlık, eğitim gibi acil konular yıllardır çözüm beklerken UBP-HP Hükümet’i devletin kaynaklarını öncelikli olarak din işlerine ve askeri harcamalara kullanmaktadır. Bu nedenle sayın Atakan’ın kaynak bulamamasına kendi haricinde kimse hayret etmemektedir.

Ülkemizin zenginleri, “Dünyanın en zenginleri” listesine girmesine rağmen K.K.T.C. vergi listelerinde mercekle arasanız bulamazsınız. Sırf vergi ödemesin diye üniversite açmayan zenginimiz kalmadı. Vergi kaçırmayana enayi gözüyle bakılan bir ülkede yaşıyoruz. Doğru düzgün vergi veren sigorta yatıran iş insanı bir elin parmaklarından az. Kumarhanelere giren çıkan paradan devletin haberi bile yok. Kısacası Hükümet’imiz oy kaybederim diye toplamaya korktuğu vergileri toplasa, gidip kimseye el açmak, yalvarmak zorunda kalmayacak. Bu vesile ile Sn. Atakan da kaynak açığını yanlış yerde arama hatasına düşmeyecek. Sn. Bakan’a ve Hükümet’imize tekrardan hatırlatmaya gerek duyuyoruz, bu sermaye yandaşı tavır devam ettiği sürece bizim tavrımız nettir. ERCAN’DA İŞ YAVAŞLATMA ve GREV! Tercih sizindir

Duyuru kategorisine gönderildi

Hükümetin Önceliği Belli: Sorgulamayan Toplum Yetiştirmek!

Yıllardır istihdam yapılmayan Sivil Havacılık Dairesi, Hava Trafik Kontrol Şubesi’nde personel sayısı bölümün görev ve sorumluluklarını yerine getiremeyecek ve uçuş emniyetini olumsuz yönde etkileyecek kadar dibe vurmuştur.

Hepimizin bildiği üzere sağlık, adalet, eğitim, emniyet ve benzeri kritik hizmetlerde de personel eksikliği kamu hizmetlerini aksatan en büyük sorunlardan biridir. Bugün Ercan Hava Sahasını kullanan yolcular güvenle seyahat edebiliyorsa, bu imkan Hava Trafik Kontrolörlerinin,  Devletin tüm ihmalleri ve yarattığı olumsuzluklara rağmen özveri ile çalışmasından kaynaklanmaktadır. Sendikamız her fırsatta personel eksikliğinin yaşattığı ve yaşatacağı sorunları anlatmasına rağmen UBP-HP Hükümeti bu tarz konularla ilgilenmemektedir. Devletin kritik kurumlarındaki aksayan hizmetler ve nitelikli personel eksikliği ortada iken 152 tane din görevlisi istihdam etmeye çalışması aslına Hükümet’in kamu hizmetlerinin aksaması ve vatandaşın derdi ile alakadar olmadığı göstermektedir. Devlet kaynaklarının bu şekilde kullanılması bir zorunluluk değil siyasi bir tercihtir. UBP-HP Hükümetinin amacı sorgulamayan bir toplum yetiştirerek yönetimdeki tüm beceriksizliklerini din ve milliyetcilik kalkanının arkasına saklamaktır.

Hava Trafik Kontrolörleri artık sabrın sınırlarına ulaşmıştır. Ya Ekim ayı sonuna kadar yeni Hava Trafik Kontrolörü alımı için münhal açarsınız, ya da personel eksiğini aldığınız din görevlileri ile doldurursunuz.

Duyuru kategorisine gönderildi

Kendi Malımıza Sahip Çıkmalıyız!

Önümüzdeki yıllarda oluşacak olan elektrik ihtiyarcını karşılamak amacıyla, üretim maliyetleri ve bölgedeki gaz kaynakları temel alınarak 4’lü koalisyon zamanında yapılan bilimsel çalışmalar sonucu 4 adet hem gaz (LNG) hem de fuel oil ile çalışan santralin ivedilikle alınmasının daha ucuz üretim ve çevreci bir yaklaşım açısından şart olduğu sonucuna varılmıştı. 4’lü koalisyonun bakanlar kurulu ilgili santraller için ihaleye çıkılması yönünde karar üretmişti. Böylelikle artan enerji ihtiyacı KIB-TEK tarafından karşılanabilecek, 2024 yılında sözleşmesi biten AKSA’dan artık pahalı elektrik satın alınmayacak, pahalı üretim yapan termik santraller olabildiğince susturulup yerine ucuz üretim yapan yeni santraller konulacaktı. Maliyet farkından dolayı elde edilecek gelirle satın alınacak santraller 4 yıl gibi kısa bir sürede kendini amorti edecek ve devamında ucuz üretim, elektrik faturalarına yansıtılacaktı. Diğer yandan adamız civarındaki gaz kaynakları üzerinde bir anlaşmaya varılması durumunda, KIB-TEK’in gaz (LNG) ile çalışan 4 adet santrali hazırda bulunacak ve üretim maliyetleri bir o kadar daha düşecekti.

Ancak UBP-HP Hükümeti halkın çıkarlarına uygun olanı yapmak yerine Ankara’dan gelen baskılara boyun eğerek, halkın malı olan KIB-TEK’i hizmet veremez duruma sokma ve sonrasında da halkı bıktırarak sermayeye peşkeş çekme çabasındadır. UBP-HP Hükümeti’nin izlediği bu dilenci politikası sayesinde, Ercan Havalimanı, Su ve Kıbrıs Türk Havayoları örneklerinde olduğu gibi elektrik de pahalılaşacak ve Kıbrıs Türk Halkı bir avuç patronun elinde sömürünün en büyüğünü yaşayacaktır. Bu nedenle halkmızı UBP-HP Hükümetine karşı uyanık olmaya ve EL-SEN’in onurlu mücadelesine sahip çıkmaya, direnmeye çağırıyoruz.

Bizim malımız olan KIB-TEK’i batırıp sermayeye’nin karına kar katma hevesinde olanlarla çalışma barışını BOZACAĞIMIZI buradan duyururuz.

Duyuru kategorisine gönderildi

Yüzünüze Gözünüze Bulaştırdınız!

Özelleştirme Yasası’nın yürürlüğe girmesi ile birlikte dönemin UBP hükümeti tarafından yapılan ilk özelliştirme olan Ercan Havalimanı’nın vaziyeti tam bir talana dönüşmüştür.
Dönemin siyasi çevreleri ve onların maaşlı kalemleri tarafından “rekabet ortamı yaratılıp hizmetlerin ucuzlayacağı” masalı anlatılırken, ülkemizde rekabeti sağlamakla görevli olan Rekabet Kurulu, Ercan Havalimanı’nın 25 yıllığına özel bir şirketin TEKELİNE geçişini skandal bir sözleşmeyle onaylamıştır. Bu yetmezmiş gibi ardından gelen başka bir Hükümet de sudan bahaneler göstererek “özel tekele” 4 yıl ek süre vermiştir.
Tek başına KKTC’nin tüm yolcu trafiğini kontrolü altında bulunduran bir özel tekel şirketin, rekabetin olmadığı bir ortamda verdiği hizmetlerin kalitesini artırmak ya da ucuzlatmak gibi bir derdi de doğal olarak bulunmamaktadır.
Halk, devlete vergi adı altında bu kurumları işletmesi ve halka hizmet vermesi için para öderken, hükümet edenler kendi görevlerini doğru yapamadıklarından dolayı kurumları zarar ettirmektedirler. Ardından “Kurum zarar ediyor, satalım kurtulalım” diyerek kendilerine göre “en uygun” sermayedara üstelik halka sormadan kurumu teslim etmekte ve şirketin arzu ettiği kârı yine halkın cebinden sömürmesine izin vermektedirler.
Sözleşmedeki şartlara göre devletin Ercan Havalimanı’ndan edilen kârdan %47.8 alacağı olması gerekirken maalasef tekel konumunda bulunan şirket ne kdv ödemeyi kabul ediyor ne kar payı ödüyor, ne de yerel makamlarla işbirliğini düzgün şekilde yapıyor. Aksine, sunduğu hizmetleri fahiş rakamlarla fiyatlandırarak havayolu şirketlerinin tepkisini çekiyor. Bütün bu ekstra fiyatlamalar bilet fiyatlarına yansırken, televizyonlarda Bakanlarımız bilet fiyatlarının “bu sene, bilemedin gelecek sene” nasıl düşeceğini anlatmaktaydı. Ancak gerçek şudur ki; Hükümetlerimiz ilgili tekel şirketin, Ankara’daki bağlantılarından ürkmekte ve sözleşme gereği yetkilerini kullanmaya çekinmektedirler. Böyle olunca ilgili şirket de meydanı boş bulmakta ve kârını maksimize ederek gönlünün dilediğini yapmaktadır.
Söz konusu tekel şirket ile ilgili olarak bazı bakanlarla “rüşvet teklif etti” ya da “rüşvet istedi” gibi karşılıklı suçlamaların da yapıldığı daha dün gibi hatırımızdadır. Bazı milletvekillerinin ise bu şirketin evrak işlerinin takibini yaptığı iddiaları mevcuttur. İlgili şirketin kendi ortağı ile de mahkemelik olduğu ve karşılıklı olarak ciddi suçlamalarda bulunulduğu da basına yansımıştır.
Altı ayda bir basının karşısında topluca poz verilip “ha bitti, ha bitecek” denen Ercan Havalimanı inşaatı yanlış planlamadan dolayı uçakların kalkış ve inişlerini geciktirecek şekilde tam bir plansızlık ve hesapsızlık örneği olarak inşa edlmektedir. Bittiğinde tarihe geçecektir. Hava Trafik Kontrolden hiçbir uzman desteği alınmadan yapılan bu projenin gerçekleşmesi durumunda “Çift pistli bir meydanın nasıl olurda tek pistli bir meydana göre daha yavaş hizmet verebildiği?” sorusunu halk olarak kendimize hep birlikte soracağız.
Nerden bakarsanız bakın Ercan Özelleştirmesi Kıbrıs Türk Halkının 30 yıllık kaybına mal olacaktır.Özelleştirme! diye yatıp kalkan, yanıp tutuşan siyasilere sesleniyoruz; KKTC’deki ilk örneği ortadadır. Yüzünüze gözünüze bulaştırdınız! Ercan için yapılacak tek şey sözleşmeyi fes edip, başında siyasi atamaların değil liyakat sahibi seçilmiş profosyonellerin bulunduğu özerk bir Sivil Havacılık Kurumunun yönetimine verilmesidir.
Bu kadar kötü bir özelleştirme tecrübesi önümüzde mevcut iken halen kurumların özelleştirilmesi için çaba sarf eden bir aklın, halkın faydasına bir yanı yoktur. İşin içinde mutlaka başka kirli ilişkiler mevcuttur.

Duyuru kategorisine gönderildi

Hükümete Çağrı: Zengin Grupların Temsilciliğini Yapmaktan Vazgeçin

UBP-HP Hükümeti’nin “tasarruf” adı altındaki ilk icraatı, çalışanın enflasyona karşı tek güvencesi olan hayat pahalılığı hakkından kesiti yapılması olmuştur. Geçtiğimiz yıl aynı zamanlar, yine çalışanların ek-mesailerinden haksızca kesinti yapılmış adına da “tasarruf” denilmişti. Çarşıya pazara nasıl yansıyacağı göz önünde bulundurulmadan yapılan bu uygulamalar bir çaresizliğin değil sermaye gruplarından taraf olmanın sonucudur.
Hükmet edenler, bir taraftan kaynak yokluğundan dolayı acınaklı açıklamalar yaparken diğer taraftan trilyonluk otellere halen teşvikler ve vergi bağışları uygulamakta, üniversite kurumlarının zengin ailelerin elinde gönüllerince vergi kaçırdığı kullanışlı araçlar halini almasına ise seyirci kalmaktadırlar. Hükümettekiler, memleketi idare ettiklerini sanırken, gazinolara giren çıkan paranın urubunu bile kontrol edememektedirler. Hükümetimizin zengini daha da zengin etmeye yönelik bu yoğun çabaları arasında, çok kazananın çok, az kazananın az ödeyeceği adil bir vergi sisteminin hayali bile kurulamamaktadır. UBP-HP Hükümeti ülkemizin kaymağını yiyen zengin grupları karşısına almamak adına daha önceki hükümet örneklerinde olduğu gibi tek yapabildiği çalışanlardan kesinti yaparak sermaye gruplarına kaynak yaratmak olmuştur.
Hükümet, halkın %1’ini bile temsil etmeyen zengin grupların temsilciliği olarak görev yapmaya devam edecekse yaklaşan seçim döneminde çalışan kesimlerden oy talep etmek gibi bir derdi de olmamalıdır. Bakanlar kurulunda alınan bu adaletsiz karar geri alınmadığı taktirde UBP-HP hükümetinin kredisi Hava Trafik Kontrolörleri açısından bitmiştir. Kamuoyuna duyurulur.

Duyuru kategorisine gönderildi

KAYIP ULAŞTIRMA BAKANI ARANIYOR!

Bölgesel ve global değişimlere bağlı olarak K.K.T.C. Hava Sahası transit trafiği gün geçtikçe artmaktadır. Yakın dönemde eğitim amaçlı bile olsa Geçitkale Havalimanı’nın hizmete girecek olması, ardından Ercan Havalimanı yeni terminal binasının açılması ile birlikte lokal trafiklerimizde de artış olacağı planlanmaktadır. Gerek turistik aktivitelerdeki artış, gerekse adamız etrafındaki doğal kaynaklara bağlı olarak askeri eğitim ve tatbikatların artışı, gün geçtikçe Hava Trafik Kontrol Merkezi’ndeki iş yükünü katlamaktadır.
Kullandığımız techizatlar (Radar bilgisayar ekranları ve uçaklarla iletişim kurduğumuz frekanslar dahil) birer birer arızalanmakta yerine yenileri alınmamaktadır. Hava trafiğinin ve yolcularımızın güvenliğini sağlamak maalesef basına demeç vermekle olmuyor. Bu konuda önceliklerin belirlenmesi ve yatırım yapılması gerekiyor, tabi bir de bunları yapacak İRADE. Çöken her şeyi personel omuzlamakta, her gün yüzbinlerce yolcunun güvenle seyahat etmesi için görev ve sorumluluklarımızda olamayan riskler almaya mecbur kalmaktadır. Devletin yetersiz kaldığı yerde gerektiğinde masrafları cebimizden karşılayarak hizmet içi eğitimlere katılarak havacılığın uluslararası standarlarda yürütülmesini sağlamaya çalışmaktayız. Eğitimli ve nitelikli olan personel mevcut ücretleri, alınan risk ile yapılan işin stresine oranla değersiz bulmakta ve sınavlara girerek başka dairelere geçmeye çabalamaktadır. Bu nedenle zaten üç yıl gibi uzun bir sürede eğitilebilen hava trafik kontrolörlerini sürekli olarak kaybetmekteyiz.
Bayındırlık ve Ulaştırma Bakanı’na fedakarlık limitlerimizin dolduğunu, artık sözden daha fazlasına ihtiyaç olduğunu anlatmaya çalışıyoruz ancak kendisi de yolun sonuna geldiğimizi farketmiş olacak ki telefonlarımıza bakmamakta ve randevu taleplerimizi ise görmezden gelmektedir. Bu nedenle Bayındırlık ve Ulaştırma Bakanı’nı Hava Trafik Kontrolörleri Sendikası olarak uyarıyoruz. Çalışanların da bir dayanma sınırı vardır, yakın zamanda havacılıkta yaşanacak olan kaosa müdahale etmezseniz hepiniz kendi çökerttiğiniz sistemin altında kalacaksınız. Yaşanacak olan sorunların sorumlusu olarak duyacağınız son pişmanlık hiçbir şeye fayda etmeyecektir. Hava Trafik Kontrolde söz konusu olan İNSAN HAYATIDIR ve PİŞMANLIKLARA YER YOKTUR.

Duyuru kategorisine gönderildi

20 Ekim Dünya Hava Trafik Kontrolörleri Günü

20 Ekim tarihi tüm Dünya Hava Trafik Kontrolörleri Günü olarak kutlanmaktadır. Ülkemizin Hava Trafik Kontrolörleri olarak hergün onlarca ülkeden yüzlerce uçağa hizmet vermekteyiz. Dünyanın her kösesindeki meslektaşlarımızla birlikte yüzbinlerin ailerine, tatillerine, işlerine ulaşmasını sağlamakta, ülkemize ulaşımın neredeyse tamamını oluşturan hava trafiğini 43 yıldır güvenle yönetmekteyiz. Üstlendiğimiz bu ağır sorumluluğa rağmen ülkemizde gereken değeri görememekteyiz. Hava Tarafik Kontrol Birimi teknik altyapı eksikleri, yasalardaki yetersizlikler, eleman eksiği gibi sorunlarla boğuşarak can güvenliği sağlamaya çalışmaktadır. Başta Hava Trafik Kontrolörleri Yasası’nın ivedilikle yasalaşması olmak üzere mesleki sorunlarımızın çözülmesinin acil ve elzem olduğunu, yaşanabilecek tek bir hatanın bedelinin ödenemeyecek kadar büyük olacağını, Hükümet edenlere tekrardan hatırlatırız. Tüm Hava Trafik Kontrolörü arkadaşlarımızın 20 Ekim Dünya Hava Trafik Kontrolörleri Günü’nü kutlarız.

Duyuru kategorisine gönderildi

Toplumsal Uzlaşı Nerede?

Öncelikle, Hava Trafik Kontrolörleri Sendikası olarak Hükümet ile ek mesailerle ilgili yapılan yeni anlaşmayı, tüm fedakarlığın vardiya çalışanlara yüklenmesinden dolayı halen adaletli bulmadığımızı belirtmekle beraber toplumsal uzlaşı adına kabul ettiğimizi  ve Ercan’da herhangi bir eylem yapılmayacağını uçuşların normal düzeyde seyir edeceğini kamuoyuna duyururuz.

Son üç gün içerisinde, vardiya sisteminin ne olduğunu bilmeyen, ek-mesainin Devletin visyonsuzluğunun bir ıspatı değil bir ikramiye, beleşten para olduğunu düşünen, Hava Trafik Kontrol Hizmetleri hakkında en ufak bir fikri olmayan, okuduğunu bile anlayamayan bir çok kişiden oldukça ağır hakaretler ve aşağılamalar gördük. Eminiz bütün bunları bize ‘toplumsal uzlaşı’ sevdasından yaptılar. Yine de dinlemek isteyen herkese tek tek durup anlatmaya çalıştık.

Eylemlilik süresince ısrarla anlatmaya çalıştığımız; toplumun tüm kesimlerinin, sermaye gurubu da dahil herkesin eşit düzeyde bu fedakarlığı göstemesi ile ancak bir toplumsal uzlaşı yakalanabileceği ve adaletli bir sonuca varılabileceği idi. Maalesef Hükümet bu konuda sadece söylemde kalmıştır. 15 bin personeli bulunan kamu da toplumsal fedakarlık sadece sayısı bini bile bulmayan vardiya çalışanları tarafından kabul edilerek uygulanmaya başlamıştır.

Gelinen noktada, partisi muhalefetteyken bir numaralı sistem karşıtı, partisi Hükümette iken bir numaralı devletçi ve sendika tertipleyicisi olan misyoner kalemlere, kendi döneminde işçi sınıfına kan kusturarak bir çok çalışanı işten atan R.Reagan’ı örnek vererek bizlerin de işten atılmasını talep edecek kadar şuursuzlaşan gazinoların kiralık ve ‘gazeteci’ kılığındaki kalemlerine, son olarak da bizleri “şımarıklıkla” suçlayıp ardından bu ay ki vergi ödemelerinden nasıl kurtulurum? diye hesap yapan sermaye gurubu sözcülerine sormak isteriz;

Bizler şu an Başabakan Tufan Erhürman’ın bahsetiği, hep beraber kaldırmamız gereken taşın altındayız! Sizler nerdesiniz?

Duyuru kategorisine gönderildi