Sürdürülebilir Ekonomik Program Masalı

Yaklaşık otuz yıllık bir süreçte “ekonomik kalkınma”,“sürdürebilir ekonomik program”, “kendi ayakları üzerinde duran bir mali yapı” gibi masallarla uyutuluyoruz. Halk olarak bizler uyutulurken birileri “şükran” diyerekten sürekli ceplerini dolduruyor. Ülkedeki zengin sermaye sınıfı Devlete kuruş vergi vermemek için bizim seçtiklerimiz ile sıkı ilişkiler içerisindedirler. Devlet olanaklarından faydalanma ya da bedava arsa veya mal sözkonusu olduğunda akla gelmeyen tasarruf politikaları, sadece çalışana yönelik çalıştırılmaktadır. Bu ekonomik programın da arkasında yatan ana fikir, halkın gelirlerinin daraltılması ile birlikte daha çok peşkeş arazi imkanı ve Devlet olanaklarının sınırsız sunumu sayesinde sermaye gruplarına maksimum kâr olanağı yaratmaktır.
Başbakanın dahi nüfusu bilmediği bir toplumda herhangi bir ekonomik planın sürdülebilme olasılığı K.K.T.C’nin tanınma olasılığından daha azdır. Ekonomik programlar düzenlenirken esas alınan nüfus ve buna bağlı yerel ve ulusal istatistiki bilgiler olmadan dahası nüfusun kontrol altında tutulamadığı bir ülkede geleceğe yönelik herhangi bir ekonomik dengenin oluşturulabilmesi bir masaldan öteye geçemez. Bugüne kadar “yatırım” adı altında adamıza gelenlerin bedava arsaya konarak devletin bankalarından alınan ucuz krediler ile elektrik parası ve vergi ödemeden K.K.T.C.vatandaşı çalıştırmadan ülkemiz ekonomisine zırnık katkı yapmadığı açıkça ortadadır.
Siyasilerin yüzlerine gözlerine bulaştırdıkları Ercan Havalimanı özelleştirmesi gibi Devlete bugüne kadar hiçbir katkısı olmamış peşkeşlerin onlarcası adamızda mecvuttur. Bu tarz özelleştirme uygulamalarının pratikte Devletin kasasına hiçbir getirisi olmamakla birlikte tamamen Hükümete yakın zengin çevrelerin ceplerini daha da doldurulmasına yöneliktirler.
Devlet önce Devlet olarak kendi sınırlarından gireni çıkanı kontrol edebilmelidir. Adil bir vergi sistemi ile çok kazanandan çok, az kazanandan az vergi alabilmeli, vergi sistemi üzerinde denetim sağlayabilmelidir. Siyasiler Devletin olanaklarını kendi yakınlarına ve partililerine dağıtmaktan vazgeçmeli, örtülü ödenekleri ve lüks araçları kaldırmalıdır. Siyaset kurumlardan el çekmeli ve kurumlarımız başarılı örnek olan Dome Hotel’de olduğu gibi kendi özerk yapısına kavuşturulmalıdır.
Birçok ekonomik program bizlere gönderme gelmekte ve toplumda rahatsızlık yaratmaktadır. Ne zaman ki bizlerin seçtikleri sermayenin değil de halk yararına kendi ekonomik programımızı oluşturabilecek irade ve kararlılığa sahip olur, bizler de çalışanlar olarak elimizi taşın altına koyarız ancak bu haliyle toplu direnişten başka bir çare yoktur

Yoruma kapalı.